Güzel ülkemiz son günlerdeki olayların ardından adeta direkten döndü. Ama bununla birlikte yaşanmasından korkulan başka eylemler ve girişim olasılıkları üzerinde duruluyor. Ve halk bunun için hala meydanlara çağrılıyor. Diğer taraftan yıllardır uğraşılan bir türlü sonlandırılamayan -sonlandırıltmayan- bir de terör belası başımızda… Son günlerde çarpıcı olarak ortaya çıkan ve önümüzde duran bu sıkıntılarımız yanında asıl en büyük sorunumuz sosyo-ekonomik sorunlarımız var. Belki de tüm bu sorunların temelinde yatan ve bugün yaşadıklarımızı tetikleyen zemin bu. Fakat şurası net ki; bu yaşanan darbe girişimi, terör olayları, sosyo-ekonomik sıkıntılar vs adına ne dersek diyelim hepsinin temel nedeni Eğitim Sistemimizin açmazları ve kalitesizliğidir.

Eğitim denince elbette aklımıza ilk önce okullar geliyor. Maalesef taa benim öğrencilik yıllarımda dahi şikayet ettiğim konuların başında “ezberci eğitim sistemi” geliyordu. Eğitim sisteminde en önemli yıllar eğitimin ilk 5-8 yılı… Kişilere verilen eğitimin ve geleceğinde eğitim hayatını, beraberinde tüm geleceğini şekillendirecek alışkanlıkların bir çoğu bu dönemde veriliyor.

Benden bir önceki kuşaktaki kişilerin çok daha iyi bildiği ve farkında olduğu gibi, özellikle 1980 sonrasında eğitim sistemimiz “sistemli şekilde sistemsizleştirildi.” (Tekerleme gibi oldu). Bunda o tarihten itibaren görev alan tüm siyasi iktidarların vebali bulunuyor. Adeta yaz-boz sistemine çevrilen eğitim sistemimizin içinde olduğu acziyet, bugün başımızdaki belaların hepsinin yaratıcısı  oldu.

Özellikle son günlerde yoğun şekilde tartışılan ve üzerinde konuşulan “darbe girişimi ve FETÖ (Cemaatçi yapılanma)” konusunu “eğitim sistemimiz” üzerinden değerlendirmek istiyorum. Ben ne bir eğitimciyim, ne de bu konuda bir otoriteyim. Sadece “eğitim sistemini yaşamış ve çevresinde bu sistemin mağduru olanları gören” bir kişi olarak bazı detaylara değinmek istiyorum:

Türk tarihi ve devletleri yaklaşık 5.000 – 5.500 yıllık bir gelenek ve mirasın üzerinde oturuyor. Dünya tarihinde köklü bir yeri olan Türk medeniyeti, bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti dahil olmak üzere 17 devlet kurdu. Türkiye Cumhuriyeti’nden önceki tüm devletler yıkıldı. Ve hepsinde de bugüne kadar “gruplar, cemaatler, ayaklanmalar” vs oldu. Bugün de olmaya devam ediyor. Peki hiç tarihten ders almıyor muyuz? Adam akıllı tarih öğrenmiyoruz ki ders alalım. Tarih eğitimi bizim için sadece ezberlenen tarihlerden, coşkuyla anlatılan Türk devletlerinin yükseliş devri, üzerinde durulmayan ve sallanan duraklama & çöküş dönemlerinin geçiştirilmesi ve son dönemde özellikle “Osmanlıcı” yaklaşımlarından ibaret… Tarihteki olayları kronolojik bir sıralamayla takip edip, ezber şeklinde “şu şöyle oldu, bu böyle oldu”dan ileri geçemiyoruz. Tarih eğitiminin acil şekilde sebep-sonuç ilişkisi kurarak olayların irdelendiği, olayların sosyolojik sebepleri ve etkilerinin öne çıkarıldığı ve “tarih öğrenme metodunun” öğretildiği hale getirmemiz şart…

Sadece tarih eğitimi değil elbette… Din eğitimini hamasi yaklaşımlar ve toplumda hakim din ve mezhep yaklaşımı ile değil, genel olarak dinler tarihi ve birbirleriyle ilişkisi, toplumlara etkileri üzerinden ele almamız gerekiyor. Coğrafya derslerini dağlar, denizler, ovaların yanı sıra birbirine etki eden kaynaklar, dünyayı şekillendiren doğal kaynaklar ile de ele almak gerekiyor. Matematik, Fen Bilimleri üzerinde formül ezberlemeleri yerine, hayatın içindeki etkisini, anlamını öğreterek ele almak gerekiyor. Psikoloji, Sosyoloji, Felsefe gibi dersleri filozofların hayatları, yaklaşımları, akımlar vb gibi ezberci müfredatların dışına çıkarmamız gerekiyor. Eğitim sistemimizi öğrencilerin at yarışındaymış gibi bir hal aldığı, sadece sınavlarda ne kadar net çıkarabilirim yaklaşımlı ezberciliğin dışına çıkarmamız; düşünme, sorgulama ve üretim sağlamaya yönelik bir hale sokmamız gerekiyor.

Son günlerdeki olayların ardından çokça konuşulan Haşhaşileri kaç kişi biliyor mesela… Selçuklu’nun yıkılmasına neden olan ana unsurun bu yapılanmanın olduğunu, bütün kritik noktaları ele geçiren ve bir zaman geldiğinde Selçuklu hanedan üyelerini ve yöneticilerine suikast düzenleyen, beyni afyonlanmış kişiler olduğunu, bugün Cemaat-FETÖ yapılanmasının birebir bu yapının aynı metodlarını uyguladığnı, bilen var mı? “Darbeyi, hükümetin her kurumda bu kadar yerleşmesine izin verdiği eski dostları dinci-cemaatçiler yaptı ama geçmişte de laikler-Atatürkçüler yapmıştı” tartışmaları yerine 2000 senedir bu tür isyan ve darbelerin Türk devletlerinde yaşandığını; bu durumun iktidarların orduya hakim olma ve gücü elinde tutma çabaları nedeniyle olduğunu bilen var mı? İnsanların inançları ve en masum duygularının, iktidara sahip olmak ve gücü yönetmek için yüzyıllardır kullanıldığı, laikliğin aslında “salt din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak değil, insanların her türlü inancını hür ve başkasına karışmadan yaşayabildiği bir sistem” olduğunu kaç kişi gerçekten anlıyor? “Bu yabancı ülkeler bizim iyi olmamızı istemiyor, hepsi Türk düşmanı bunların!” yaklaşımının arkasında hangi nedenler var biliyor muyuz? Mesela Avusturya’da ekinleri yakan kuzey rüzgarlarına neden “Türk Yeli” deniyor, yada İtalya’da hala niye çocukları “Türkler geliyor” diyerek korkutuyorlar? Bugün önümüze konan Kürt sorunu denen kurgunun, geçmişteki Ermeni-ASALA sorunuyla, taa Sevr Anlaşmasıyla olan bağını kaçımız kuruyor? Nüfus ve yüzölçümü büyüklüğü dışında, Rusya-Çin ilişkileri ve ABD arasındaki mücadelenin Ortadoğu ve ülkemize yansımalarını, Ortadoğu ve Orta Asya üzerinde hakimiyet kurmak için yaptıkları hamleleri ve bunun bize etkilerini ne kadar görebiliyoruz? Ülkemiz topraklarının da içinde bulunduğu Mezopotomya’nın neden yüzyıllardır hep kargaşa içerisinde olduğunu ve sebeplerini ne kadar biliyoruz?

Yada bu derin konuların dışında; ülkemizde kaç tane uluslararası markamız var? Katma değerli ürünler yaratabiliyor muyuz? Gençlerimizin eğitim seviyesi dünya genelinde nerelerde? Genç bir nüfusumuz var ama ne kadar nitelikli? 10 milyar doların üzerinde değeri olan kaç tane şirketimiz var? Dünyada ilk 10 giren kaç üniversitemiz var, yada var mı? Milli gelirimiz neden 10.000 USD seviyesine takıldı da ileri gitmiyor? 2023 hedefleri gerçekçi mi, gerçekten tutabilir mi? Neden toplumda kadına karşı şiddet fazla? Neden pedofili başta olmak üzere cinsel suçlar artıyor? Neden siyasetçilerimiz fırsatını ilk buldukları anda yolsuzluğa bulaşıyor? Neden? Neden? Neden?…

Bu listeler, bu sorular, bu sorunlar böyle giderse devam eder durur. Cem Yılmaz’ın bir zamanlar şovlarında söylediği gibi, basit özetle “Eğitim Şart”… 1980 sonrasında sistematik olarak bozulan eğitim sistemi ve maalesef son 15 yıllık iktidarda yap-boz tahtasına dönen eğitim sistemimizi yeniden yapılandırmamız gerekiyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir” sözünü bu işin merkezine koyup, eğitim sistemimizi bireyleri düşünen, sorgulayan, üreten, geliştiren zihinlere sahip kişiler olarak yetiştirecek bir yapıya kuvuşturmalıyız. Bunu yaparken devlet yeniden bu yapının merkezine oturmalı, boşalttığı alanları doldurmalı, bugün gelinen “özel okullar devlet okullarından iyidir” zihniyeti yerine eskiden olduğu gibi yeniden “özel okullar iyidir ama devlet okulları en az onlar kadar iyidir” durumuna gelinmelidir. Devlet, 1980 sonrasından bugüne kadar aşama aşama gelinen eğitim sistemine bu şekilde devam ederse, bugün Cemaat-FETÖ örgütünün yaptığı gibi, yarın başka bir yapının oluşması yine mümkün olacaktır. Bugün yaşanan bu kadar olumsuz sorunun nedeni de bu eğitim sistemi yapısıdır.

Bu sistem oluşturulurken tek pencereden bakmadan, “muhafazakar ve değerlerine sahip neslin” sadece ana amacı din görevlisi yetiştirmek olan İmam-Hatip Liseleri ile olmayacağını anlayarak, geçmişte yapılmış hatalar ve engellemelerin öcünü almaya kalkışmadan, modern ve laik bir sistemle hareket etmemiz gerekiyor.

Bugünlerde yaşadığımız birlik-beraberlik havası ile herkesin çok daha yapıcı olduğu, ortak hedeflerde buluşulabilecek uygulama ve kararları hep beraber hayata geçirmemiz mümkün. Bir müsibet, bin nasihatten iyiymiş… Umuyorum ki, son 1 yılda yaşadığımız ve zirvesini 15 Temmuz’da darbe girişimi ile tecrübe ettiğimiz bu müsibetler, tüm ülke olarak geçmişteki hatalarımız, çekişmelerimiz ve kutuplaşmalarımıza son verecek; bizi siyasi görüşü farklı olsa da, doğruları birlikte yapacak bir toplum haline getirecektir.

Öğrenmemiz, anlamamız, sorgulamamız, değerlendirmemiz ve farkında olmamız lazım… EĞİTİMİN MERKEZDE OLMASI LAZIM!

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.