Görünen o ki değil… Bu memlekette yapılan Fenerbahçe Düşmanlığı’nı yıllardır anlayamadım gitti. Bu ülkede hiçbirşey yapmayan ve yapıp başarılı olanları aşağı çekme gayretinin bir uzantısı olan bu hareketleri anlayabilmiş değilim. Yıllardır böyle… Kurumsallaşan, farkını ortaya koyan, kaynaklarını, ekonomik sistemini, gelirlerini büyüten ve gerçek bir kurum gibi hareket eden Fenerbahçe ve karşısında Fenerbahçeli olmayanların, rakiplerinin düşman olması… Bu aslında birebir ‘servet düşmanlığı’dır.

Kazanılan ve elde edilen tüm başarılara zaten bu ülkede bir bahane vardır. Futbol tarihinde olmayacak bir başarı ile 18 maçta 17 galibiyet alarak şampiyon olan Fenerbahçe için (amiyane ve düzgün olmayan bir şekilde yazacağım ama kusura bakmayın) ‘sırf başarısını gölgelemiş olmak ve bok atmak için’ olur mu öyle, şike vardır, şaibe vardır lafları edildi. Şimdi de ardından bu yaşananları izliyoruz. Ben de şunu sormak istiyorum. “Devre arasında yaptığı birkaç transfer ile “17’de 17 yapıp şampiyon olacağız” diyen Beşiktaşlılar bunu söylerken oluyordu da, kimsenin sesi çıkmıyordu da, Beşiktaşlılar bu konuda bizlerle iddaaya giriyordu du, onlar yapamayıp Fenerbahçe yapınca mı şaibe ve şike oldu.

Biz şampiyonluğu böyle kazandık! Parayla değil!!!

Bu ülkede, hatta dünyada eşi benzeri görülmemiş bir başarıya imza atan Fenerbahçe Spor Kulübü’nün yaptıkları, gelecek dönemlerde yapacaklarının teminatı olduğundan ve bu durumdan korkanların ekmeğine yağ sürüyor bu yaşananlar. Ama benim zerre kadar tereddütüm ve şüphem yok. Çünkü bizim bunlara ihtiyacımız yok. Futbol takımının, diğer spor branşlarındaki takımların ve sporcuların nasıl mücadele ettiği, nasıl maçlarını kazandığını tüm Türkiye gördü ve taktir etti. Bu sporcuların hiçbirinin böyle şeylere ihtiyacı yoktu. Hepsi söke söke başarıyı kazandılar. ‘Emenike oynamamış, Sezer Öztürk kötü performans göstermiş, o yatmış, bu kalkmış’ bırakın bunları Allah aşkına… Şüpheniz varsa oturun maçları tek tek izleyin… Bir de bizim rakiplerimizin maçlarını izleyin…

Biz bu ülkede “8-0’larla son maçta gelen şampiyonlukları da, uzatmanın futbol tarihinde olmadığı zaman 90+8’de verilen manidar (!) penaltıları da, orta sahadan yuvarlanmaya başlayıp, kendini ceza sahasında bırakan futbolculara verilen penaltılarla kazanılan şampiyonlukları da” biliyoruz. Şimdi bunları yapanlar, akbaba gibi çıkmış konuşuyorlar.

Hukukta bir gerçek vardır. Kişinin suçu kesinleşinceye kadar ‘suçsuzdur’ diye… Ama bizim akbabalar şimdiden yargıladı, hükmünü verdi ve cezalandırmaya başladılar. Bu iş öyle kolay değil… Prim yapmak isteyen, adım duyulsun isteyen Fenerbahçe’ye bulaşıyor. Seçim kazanmak isteyen vekil adayları Fenerbahçe’ye laf atıyor, futbolcusuna saldırıyor. Nasıl olsa ağzı olan konuşuyor ve konuşmak kolay.. Birilerini karalamak kolay… Sormak istiyorum suçsuzluğu ispat edildikten sonra, bu karalamaları yapanlar hakkında Türk Adaleti ne yapacak?

Ülkenin bir anda gündemi değişti, günlerdir tartışılan konular unutuldu, meclis başkanını seçti mi, CHP’liler yemin etti mi edecek mi vs bitti… Tek gündem bu oldu!

Şunu belirtmek istiyorum ki, bugün yaşananlar ve kamuoyunun vermiş olduğu tepki, Fenerbahçe’yi, başkanını ve tüm sporcularını suçlayan, Fenerbahçe’yi böylelikle aşağı çekip, arada açılan farkı kapatacaklarını düşünenlere bilmelidir ki; suçsuzluk ispat edildiğinde şu anda onları sevindiren durumun onların başına gelecek en büyük sıkıntı olacağını bilmelidir. Çünkü biz öylesine kenetlendik, öylesine bir olduk ki, siz aslında bize bilmeden iyilik ediyor, bize sezon daha başlamadan büyük motivasyon sağlıyorsunuz.

Son olarak bu yazıya, Fenerbahçe’nin nasıl bir nimet olduğunu gösteren ve neden herkesin böylesine saldırdığını, üzerinden nemalanmaya çalıştığını anlatan İslam Çupi’nin yazdığı bir yazıdaki bir bölüm ile bitirmek istiyorum:

Türkiye’de, Fenerbahçe Cumhuriyeti sağlıklı başarılı ve ilkse bu ülkede her şey mutlu ve huzurludur. Esnafın yüzü güler, parakendeci ve toptancıların tezgahında mal kalmaz.Tiyatrolar, sinemalar, sazlar, barlar meyhaneler fuldur. Fenerbahçe gittiği her kente kendi ile birlikte büyük bereketini götürür, i…ler diye uğurlanmasına rağmen. Fenerbahçe Cumhuriyeti ortalıkta yoksa, Türkiye yoktur, futbol yoktur, bolluk yoktur, insanlar yoktur, canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre sonra yaşayan yer olmaktan çıkıp, mezarlık olur. Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz…

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.