Herkes herşeyi söyledi bu sene… Deyim yerindeyse ağzı olan konuştu… Özellikle 3 Temmuz sonrasında herkes, olur olmaz, bilir bilmez yorum yaptı. Fenerbahçe düşmanları, ona karşı eziklik yaşayanlar ağızlarını şapırdata şapırdata konuşmaya başladılar. Fenerbahçe’yi ağızlarına sakız, ayaklarının altında paçavra yapmaya kalktılar. Öylesine kolaydı ki bunu yapmak onlar için… Birileri de buna çanak tutuyor, izin veriyordu. Şöyle 3 Temmuz’dan beri konuşulanlar için, gazetelerin arşivlerine girip, manşetlerine bir baksanız, neler neler görürsünüz…

Bütün bunlar yapılırken, Fenerbahçe yerden yere vurulmaya çalışılırken tek yürek olan, tek yumruk olan Fenerbahçe camiası buna ‘Hayır‘ diyordu. Tüm sporcuları, yöneticileri, taraftarı ile bütün camia, YAPAMAZSINIZ diyordu. Yere yıkılmayacağız, biz suçsuzuz, haklıyız, kazanacağız diyordu. Sezon başında yaşanan her türlü olumsuzluğa rağmen, tüm branşlarda başarılar alınmaya devam etti. Hala da ediyor. Ve herşeyin, tüm ‘suni’ problemlerin kaynağı Fenerbahçe Spor Kulübü Futbol Takımı… Herşeyiyle mükemmel bir takım oluşturulmuşken, ortaya atılan ‘sözde şike‘ laflarıyla birçok önemli oyuncusunu kaybeden takım toplarlandı, direndi ve elinden gelenin en iyisini yapmaya devam ediyor.

İnanmak, başarmanın yarısıdır! Bir şeyi gerçekleştirmeyi istemek ve bunu başarabileceğine inanmak, sonuca ulaşmanın yarısını sağlar. Fenerbahçe’nin dün akşam Galatasaray maçında yaptığı da işte aynen buydu. İnanmak… Çok iyi oynamak, ataklar yapmak değildi istenen… İstenen sonuçtu.. Ve sonuç alındı.

Maçı anlatmaya gerek yok. Tüm Türkiye izledi ve gördü. Galatasaray bu maçta çok çok iyi oynadı ve Fenerbahçe’yi belki de elinden kaçırdı. Maç sonunda Galatasaraylı futbolcular ve Fatih Terim ‘şöyle oldu, böyle oldu’ tarzında açıklamalar yapmış. Ama yine Fatih Terim’in bir zamanlar söylediği gibi ‘Look at the Tabela“…

Benim asıl vurgulamak ve üzerinde durmak istediğim konu maç sonu takımın, camianın havası… Takım otobüsünde tüm futbolcular, teknik ekip taraftarlar gibi tezahürat ediyor, sonuca inanmışlığını gösteriyordu. İşte asıl üzerinde durulması gereken, Fenerbahçe’yi Fenerbahçe yapan, ‘Fenerbahçe büyüklüğünü tarif edilemez ve başka türlü bir büyüklük’ haline getiren duygunun ete – kemiğe bürünmüş haliydi bu tablo… Bizler inanıyoruz ve başaracağız…

‘Fenerbahçeli olmanın gururu bizlere yeter!’ diye haykırıyordu Volkan Demirel… Ardından tüm futbolcular, gözleri ışıldayarak, yüreklerindeki isyanı ve inanmışlığı adeta haykırarak ‘herkese haklıyız, kazanacağız’ diyorlardı. Şimdi Fenerbahçe’nin önünde belki de uzun zamandır gerçekleştiremediği bir fırsat, bu zorlu senede önünde duruyor. Ve aslında bu büyük bir fırsat… Hem lig hem kupa şampiyonu olabilme fırsatı… Bunu çok isteriz… Belki de yıllardır Fenerbahçe’nin kupa şampiyonu olamayışı, böyle bir sezon içindi… Böyle bir zamanda, daha değerli ve vurgulayıcı olması için… Bizler buna inanıyoruz!

FENERBAHÇE YIKILMAZ, CÜMLE ALEM BİR OLSA BAŞA ÇIKAMAZ!

İNANIYORUZ, BAŞARACAĞIZ!

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.