DEVLET BAHÇELİ VE MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ’NE BİR VATANDAŞ OLARAK ÇAĞRI

Sayın Devlet Bahçeli,

Sizin nezdinizde siz ve partinizin tüm yetkili kurullarından bir vatandaş olarak ufak bir talebim var. 7 Haziran seçimleri ardından ülkemiz bir eşik noktasındadır. Bu eşikten geçmesi veya bu eşiğe takılıp kalması da başta siz olmak üzere geçmiş dönemde muhalefet olan siyasi partilerin elindedir. GELİN BİRLİK OLUN!

Ne ben, ne ailem, ne çevremdekiler, ne arkadaşlarım, ne mahallemdekiler, ne semtimdekiler, ne iş yaptıklarım, ne müşterisi olduklarım; hiçbiri bu ülkenin bölünmesini, ayrıştırılmasını, karıştırılmasını, parçalara ayrılmasını istemiyor. Öncelikle bunu belirtmek isterim. Anayasamızın değiştirilmesini ben de istiyorum. Ama sizin gibi; değiştirilemeyecek tek gerçeğin “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür, Dili Türkçedir” kavramına kayıtsız şartsız inanıyorum. Bu kapsamda –ne sempatizanı, ne de destekçisi olmadığım– Kürt milliyetçiliği düşüncesi ile farklı denemeler ardından ortaya çıkan HDP’nin kendisini evriltmeye çalıştığı yapıya, söylemlerine, yaklaşımlarına ve gerçekten geneli kapsayan bir “Türkiye Partisi” olma yaklaşımı ardında başka oyunlar aramayın. 30 yılı aşkın süredir ülkemizde devam eden, terör olayları ile pompalanan sonrasında da adına “Kürt Sorunu” denen –bana göre Kürt vatandaşlarımızla alakası bile olmayan– ASALA’nın bitirilmesi sonrasında bir anda ortaya çıkarılmış (!), ülkemizin bugüne kadar birçok kaynağının heba olmasına neden olmuş, birçok vatan evladının canına mal olan bir sorun var. Bu konuda siz ve partinizin olduğu kadar ben ve benim gibi birçok vatandaşın da hassasiyeti bulunuyor. 30 yılda bu konuyu çözebilmek için birçok şey yapıldı ama işe yaramadı, çözüm sağlanmasına imkan verilmedi. Geçmiş dönemde sözde bu konunun çözümü için teröristlerle “onlarla görüşen şerefsizdir, haindir” diyenler tarafından görüşmeler yapıldı, yaptırıldı. Terörist hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin muhatabı olamaz, olmamalı… Şimdi elimizde bir seçenek var. Bu konu, Yüce Milletimizin Kurtuluş Mücadelesini vermiş Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında çözümlenebilir; çözülmenin değil, çözümün bir unsuru ve aktörü de siz ve partiniz olabilir. Teröristleri değil, öyle yada böyle, kabul edin etmeyin halkın desteğini alan siyasi bir oluşumu muhatap alın. Bu noktada sadece konuşan, eleştiren değil, problemi çözen taraflardan biri olabilirsiniz. Tüm halka açık şekilde, halkın gözü önünde, tüm süreçleri, talepleri, düzenlemeleri tüm kamuoyu ile paylaşarak, siyasi düzenlemeler ve hukuk ile bu problem çözüldükten sonra, hala “şiddete başvuran, yakıp yıkıp ayrılık peşinde koşan” olursa, işte o zaman YA SEV, YA TERKET diye birlikte bağıralım. GELİN ÖN YARGILARINIZI BİR KENARA BIRAKIN!

Ülkemizde adaletsizlik, tek adama ve görüşüne biat eden yapılanma, devletin tüm kurumlarında aşırı şekilde israf, gözler önüne serilmiş ama müdahale edilmeyen/ettirilmeyen yolsuzluklar, güçlünün ve iktidarın kollandığı hukuk yapısı, eşitliğini ve güvenilirliğini yitirmiş devlet kurumları, yandaşlara peşkeş çekilen kamu kaynakları, dinin siyasete alet edilmesi, ötekileştirme ve kutuplaştırma siyaseti, muhalifleri ve eleştiride bulunanları korkutma ve sindirme operasyonları ve 13 yıllık iktidarın yarattığı daha sayılabilecek birçok sıkıntı varken; “Biz HDP’nin içerisinde olduğu veya destek verdiği koalisyonda olmayız”, “Biz CHP ile koalisyon kursak, gerekli düzenlemeleri yapmak için çoğunluğu sağlayamayız” vb gibi söylemlerle milletin “Yeter Artık” çığlığına sessiz mi kalacaksınız? HDP’nin içinde olduğu veya destek verdiği, olası bir CHP-MHP koalisyonu durumunda tabanınız ve size oy verenlerden mi çekinmektesiniz? Peki böyle bir çekinceniz varsa; içinde bulunabileceğinizi belirttiğiniz şartlı AKP koalisyonu için, 13 yıldır iktidara sahip olmuş AKP’nin, sizin ön şartlarınızı kabul edeceğini mi sanmaktasınız? Ola ki sizin şartlarınızı kabul ettiler ve birlikte koalisyon kursanız Saraydaki Cumhurbaşkanı’nın işlerinize karışmayacağını mı düşünmektesiniz? Bunun ötesinde seçimler öncesinde Başbakan ve Cumhurbaşkanı’na ettiğiniz bir sürü laf varken, bu kadar lafın üzerine birlikte AKP ile koalisyon kurmak içinize nasıl sinecek; o söylediğiniz lafları yutmuş, yukarıda bahsettiğim bütün haksızlık, hukuksuzluk ve düzensizliklere ortak olmuş olmayacak mısınız? Peki, HDP ile desteklenmiş bir CHP koalisyonunda tabanınızdan ve size oy verenlerden tepki alacağınızı düşünürken, AKP ile yapılacak bir koalisyon ve tüm bu 13 yıllık iktidarın problemlerine ortak olmak sizi büyütecek mi sanmaktasınız? GELİN 13 YILLIK BASKICI YAPIYA ORTAK OLMAYIN!

Biz onunla koalisyona girmeyiz, biz bununla birlik olmayız, iş nereye gidiyorsa gitsin, en yakın zamanda da erken seçim yapılsın” demek kimseye bir çözüm sağlamayacaktır. Olası bir erken seçim yapılırsa, tabanınızda veya size oy vermiş vatandaşlar gözünde size daha “dirayetli duruş gösterdi, daha fazla oy verelim” gibi bir şey olacağını düşünüyorsanız yanılırsınız. Aksine AKP tarafından “bakın bunlar bir araya gelemiyor, çözüm biziz” yaklaşımıyla sizin bu seçimde aldığınız oyları sizden geri alacaktır. Olası bir erken seçim sizin açınızdan “Dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olmak” haline dönüşebilecektir. Üstelik o eldeki bulguru kaybedecek sadece siz değil, bütün Türkiye olacaktır! GELİN “BEN” DEĞİL, “BİZ” OLUN!

Seçim öncesinde “Eyyyy Muhalefet”, “Eyyyyy Bahçeli”, “Eyyyyy Kılıçdaroğlu” diye sürekli üst perdeden seslenen, halka ve topluma sürekli abanan Cumhurbaşkanı bir anda adeta karakter değiştirmiş görünüyor (!). Ilımlı (!), sevecen (!), herkese saygılı (!) bir tavır sergiler oldu. Sizce bu ne kadar samimi? Ne kadar inandırıcı? Sizlere her meydanda her türlü hakareti edenler, seçim sonrasında sizlerle işbirliği içerisine girme çabasındalar. Bunlara aldanacak mısınız? Seçim öncesinde verdiğiniz “17/25 Aralık soruşturmalarının gerçekleştirilmesi, hukuksuzlukların ortadan kaldırılması, Cumhurbaşkanı’nın anayasal çerçevenin içerisine çekilmesi ve yetkilerinin kısıtlandırılması, Cumhurbaşkanı’nın sorumsuz halinin değiştirilmesi, kamuda israfın engellenmesi, asgari ücret ile ilgili düzenlemeler” ve diğer sözleri tutmayacak mısınız? Bu vaatlerinizi, sözlerinizi AKP ile gerçekleştirebilecek misiniz? Gerçekleştirmeyi bırakın, bu konuları gündeme getirebileceğinize inanıyor musunuz? Buna karşılık, tüm bu konularda sizinle aynı yaklaşımda olan, 13 yıllık iktidarın getirdiği tüm baskı ve hukuksuzluğa karşı yeniden düzenleme ve restorasyon yapmak isteyen, topluma nefes aldırma hedefi olan, sosyal, ekonomik ve siyasi birçok proje geliştiren diğer muhalefet partileri ile neden koalisyona karşı durmaktasınız? Amaç ülkemizin menfaatleri ve vatandaşın refahı değil midir? Seçim öncesinde pek çok ortak noktanız ve söyleminiz varken, neden bir araya gelmeyi kabul etmemektesiniz? Genel olarak birçok konuda aynı fikir ve yaklaşımda iken, pek çok projeleriniz ve söylemleriniz, vaat ve sözleriniz benzerlik gösterirken, neden farklı olduğunuz konularda da bir araya gelip bunları konuşarak, tartışarak çözme yolunu seçmiyorsunuz? GELİN, ORTAK MENFAATLERİMİZ İÇİN ORTAK AKLI VE GÜCÜ HAREKETE GEÇİRİN!

Sizlerin talip olduğunuz ve milletin size verdiği görev itibariyle, demokrasiyi bu ülkenin ve halkın faydası için kullanmak, “istediğiniz zaman binip, istediğiniz zaman ineceğiniz bir araç” olarak değil, Türk toplumunun özgürlük ve geleceğinin teminatı olarak müdahale edilemez, belli çıkarlar sağlamak için araç olarak kullanılamaz hale getirmek tüm siyasi partilerin ve sizin gibi liderlerin mutlak görevidir; bu halka olan borcudur. Öncelikle AKP’nin hukukunu, yaratmış olduğu demokrasiyi ve tüm bu düzenin yarattığı haksızlık, hukuksuzluk ve kokuşmuşluğu değiştirmek için AKP’yi sistemin dışarısına atmak ve buradaki bütün siyasi partilerin birlikteliğiyle iktidar ortaklığı içerisinde yeni bir sürece adım atma gerekliliği de siz liderlerin bu halka bir borcudur. Gerekiyorsa bu borcun ödenmesi için fedakarlıklar yapmak, ortak akıl yürütmek, bir masa etrafında toplanıp çözüm sağlamak gereklidir. GELİN, HALKA BORCUNUZU ÖDEYİN!

Atamızın bize hitabında belirttiği gibi hatırlamamız gereken tek bir şey var: Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur! Geleceğin Türkiye’sini yaratmak, adalet, hukuk, eşitlik, refahı sağlamak için sadece konuşmak ve eleştirmek değil, gerektiğinde görev ve sorumluluğu almak hepimizin üzerine düşen önemli bir görevdir. Aksi halde “hariçten gazel okuyan bir kişi”den öteye geçemeyiz. GELİN TAŞIN ALTINA ELİNİZİ KOYUN!

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.