Çok ama çok uzun süre oldu birşeyler yazmayalı! İçimden de pek birşeyler yazmak gelmiyor. Aslında bu Twitter falan da çıkınca biraz mertlik bozuldu sanki. Orada hemen yazacağını yazıyorsun, anlatmak istediklerini, söylemek istediklerini söylüyorsun geçiyor gidiyor. 3 ay olmuş burada birşeyler yazalı. Tabi iş, güç arada bir evlilik falan derken burayı biraz ihmal ettik.

Nereye gidiyoruz? diye yaptım başlığı… Bu geçen 3 aylık sürede neler oldu neler… Ülke karıştı, Fenerbahçe karıştı… Ortalık toz – duman…

Hükümete baksan memleketi savaşa sürüklüyorlar. Kendinden olanlar iyi, olmayanlar kötü… Birileri bizden, birileri öteki oldu. Hükümeti, başbakanı, ülkeyi yönetenleri eleştirmek büyük ayıp! Vatandaş düşündüklerini söylese, yanlış olana itiraz etse, hele birkaç kişi de bir araya gelse hemen terorist oluyor. Bir araya gelip karşı çıkan, protesto eden yada hükümetin istediğini söylemeyen gruplar da “terör örgütü” ilan ediliyor hemen…

Fenerbahçe’nin durumu daha da kötü… Sezonu ligde pek iyi olmasa da, genel olarak başarılı şekilde tamamladık. Ya sonra? Sonra herşey karıştı. Aykut Kocaman istifa etti, uzun süre yerine kim gelecek belirlenemedi ve sonrasında Ersun Yanal takımın başına geldi. “Eeee geldi işte, hocanın yeri doldu, daha ne olacak?” denilebilir. Ama hoca gelmeden yine Sayın Başkan kendi kafasına göre birilerini aldı. Kendi egoları, kendi görüşü ve kendi hırsları doğrultusunda yine “dediğim dedik, çaldığım düdük” yapıyor. Yapsın efendim ona da alıştık artık. Maalesef onun da bir yere gideceği yok. Babasının çiftliği sanki Fenerbahçe… Alın işte CAS davası da sonuçlandı ve Fenerbahçe 2 sene Avrupa’dan men edildi. Hala mı birilerinin şapkasını alıp önüne koyma zamanı gelmedi?

Biz Fenerbahçeliler boşuna demiyoruz “Fenerbahçe, Türkiye’nin aynasıdır” diye… Ülke de, Fenerbahçe de iyi yönetilmiyor arkadaş… Her ikisini de yönetenler kendi kafalarına göre, en ufak eleştiriye açık olmadan, gelen eleştirileri kişiselleştirerek yönetiyorlar. Hep “diğerleri” suçlu, hep onların kuyusunu kazan, iyi olmalarını istemeyen “diğerleri” var. Bir tek kendileri seviyor, kendileri çalışıyor ve fedakarca hizmet ediyorlar. Ve maalesef ikisi de artık “iktidar körlüğü” yaşıyorlar. Çevrelerinden gelen olumlu yada olumsuz görüşlere açık olmalılar. Çünkü her ikisinin de unuttuğu birşey var: “Akıl, akıldan üstündür!” ve “Bir elin nesi, iki elin sesi var!”

İçim bunalıyor artık hem ülkedeki, hem Fenerbahçe’deki abuk-sabuk, saçma-sapan yapılanları gördükçe… İçim bunalıyor ve düşündükçe de daha çok bunalıyorum. Nasıl olacak tüm bu işler? Nereye gidiyoruz?

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.