Çocukluğumda ilk kez memlekete Ilgaz’a giderken yol kenarlarındaki tarlalar dikkatimi çekmişti! Parça parça bir halı deseni gibiydi. O zaman bana güzel gelmişti. Gel zaman git zaman biraz da büyüyüp, Ilgaz’a gitmeye devam ettikçe, tarlaların, tarım alanlarının aynı olduğunu görmeye devam ediyordum. Sonradan anladım ki, bu parça parça olan, halı deseni gibi duran tarlaların bu şekilde durması pek de iyi değilmiş!

Anadolu’da seyahat ettiğinizde, İç Anadolu’da pek çok tarla ve ekilebilir alan çeşitli sebeplerle kullanılmıyor ve atıl durumda bekliyor. Bunun temel nedeni;

1. Tarım alanlarından edinilen mahsülün yeterli karlılık sağlamaması

2. Üretim maliyetlerinin yüksekliği

3. Nesilden nesile miras vb gibi nedenlerle paylara ayrılan ve gittikçe küçülen tarım alanlarının uygulanabilir/kullanılabilir görülmemesi (1. madde ile paralel)

4. Plansız yapılan üretim nedeniyle doğru tarım ürünlerinin seçilememesi ve hasat zamanında karlılık düşüklüğü sonrası tarımdan kopma

5. Güncel teknoloji ve bilime dayanan tarım uygulamalarının kullanılmayıp, hala atadan kalma, kara düzen uygulamalarına devam edilmesi

Yukarıda belirttiğim maddelerden 1 ve 3. maddeler aslında birbiriyle çok bağlantılıdır. Nesilden nesile bölünerek geçen tarım alanları, bir de mirasçıların “bizim yerimiz belli olsun” mantığıyla hareket ederek, sınırları belirlemek amacıyla taş, çalı, ağaç vs. ile tarım alanlarının kullanılabilir kısımlarını daha da daraltması da ayrı bir problemdir.

Çukurova, Konya Ovası, Kapadokya Bölgesindeki tarım sahaları dışında ülkemizdeki tarım alanlarının büyük kısmı 40-50 dönümün altındaki paylara ayrılmış tarım alanlarıdır. Kimi yerlerde bu pay, 10 dönümün dahi altındadır.

Bu noktada çözüm olarak aşağıdaki uygulamaların yapılmasının bu konuda genel bir çözüm sağlayacağına inanmaktayım:

1. Öncelikli olarak ülkemizdeki tüm tarımsal alanların bir sisteme kaydı yapılmalıdır. Bu konuda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ortak çalışma yaparak bu sistemi oluşturmalıdır.

2. 500 m2 ve üzerindeki tüm tarımsal alan, tarla, bahçe vs. sahibi olan kişiler için bu sisteme kayıt olma zorunluluğu getirilmelidir. Kayıt olmayan kişiler ve araziler için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tapu Kadastro İdaresince karşılaştırma yapılacak ve belli bir sürede sisteme kaydedilmeyen araziler kamulaştırılacaktır.

3. Sistem oluşturulduktan sonra, ülkemizdeki ürün yetiştirmeye elverişlilik durumu, iklim, demografik yapı, arazi yapısı vb. gibi kriterlere göre tarım alanları belirlenecek sayıda bölgeye ayrılacaktır.

4. Bölgeler oluşturulduktan sonra her bölge için çatı konumda olacak Tarım ve Kredi Kooperatifi kamu öncülüğünde kurulacak ve kamu %10’u geçmeyecek şekilde bu kooperatiflerde ortak olacaktır. (Kamunun ortak olma nedeni, genel düzen, işleyiş ve denetim sistemlerinin işletilmesi vb. amaçla olacaktır)

5. Kurulan çatı Tarım ve Kredi Kooperatifleri bölgedeki şartlara ve ihtiyaçlara göre kendi içinde alt tarım ve kredi kooperatifleri kurabilecektir.

6. Tüm tarım arazileri, tarla ve bahçeler arazi yapısına göre birleştirilecek ve oluşturulan sistem ile arazi sahiplerinin sahip oldukları arazi büyüklüğüne göre ortaklık payı / hak sahipliği verilecektir. Bu yapının kurulmasıyla tüm arazi ve tarımsal araziler söz konusu kooperatiflerin (tarım şirketlerinin) olacak ve arazi sahipleri de bu şirketin ortakları olacaktır.

7. Bu arazilerin işletilmesini kurulan kooperatifler sağlayacak, arazi sahiplerine isterlerse bu şirketin personeli olarak tarım alanlarında çalışma imkanı sağlanacaktır. İlk etapta bu arazilerin işletilmesi için kurulacak kooperatiflerde çalışma hakkı, sisteme dahil edilen arazinin büyüklüğüne göre belirlenecek oranlardaki kontenjanlara göre arazi sahiplerine verilecektir.

8. Bölgelerde en verimli üretilebilecek ürünler bölgelere göre belirlenecek, ülkemizdeki son 3 yılda yapılan tüketime göre her bölgede belirli ürünlerin üretilmesi sağlanacaktır. Bu konuda “patates” ürünü örneklemesiyle size bir konuda tarımsal ürünlerin üretimi ile ilgili bir sıkıntıyı aktarmak isterim. Muhakkak farkındasınızdır ki; ülkemizde bir sene patates fiyatları çok yüksek olur, piyasada patates bulunmaz, zor bulunur. Sonra patates iyi fiyata satılıyor diye herkes patates eker, bu sefer de ürün bolluğundan patates fiyatları düşer, patates üreticisi zarar eder… Bu şekildeki planlama ile bu tür planlama eksikliğinden oluşan zararlar da engellenebilecektir.

Ülkemizdeki kendi ihtiyacımız tam anlamıyla karşılandığında birçok üründeki ithalat giderimiz de ortadan kalkacağı için dış ticaret açığımızda da olumlu bir etki görülecektir. Beraberinde tarım alanlarında şirket mantığıyla yönetilen tarım işletmeleri (kooperatifler) güncel, modern ve bilimsel üretim yapacaktır. Ayrıca planlı üretim sisteminin işletilmesi ile istihdam olanakları artacak, ülkemizdeki işsizlik sorununa da ciddi bir çözüm bulunmuş olacaktır.

CHP’nin açıkladığı seçim bildirgesinde ekonomik politikalar tabanlı birçok ana konuda çözüm sağlanmış. CHP yada AKP veya başka bir parti. Kim iktidara gelirse gelsin, tarımda modern ve bilimsel uygulamaları hayata geçirip, hem köylünün daha fazla kazanç sağlamasını, verimlililiğin artırılmasını, dışa bağımlı hale gelmemizi, sosyal adaleti ve beraberinde ekonomimizde tarımın bir lokomotif haline gelmesini sağlamamız gerekiyor.

Ülkemiz geçmişte kendi kendine yetebilen sayılı ülkelerden biriyken, şimdi pirinçten mısıra, patatesten buğdaya birçok ürünü ithal ediyor. Bu gidişi yeniden eskiden olduğu gibi, kendi kendine yeten, hatta kaliteli tarım ürünlerini ihraç eden bir ülke olmamız gerekiyor.

Köylü geçmişte milletin efendisiyken, şimdi kölesi olmuş! Köylüyü yeniden milletin efendisi yapmadan kalkınmamız, sosyal adaleti, refahı sağlamamız zor! Herşey bizim elimizde… Aklımız başımızda!

Neden olmasın!

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.